Asrın Maçı: Tüp Mide Gastrik Bypass’a Karşı!

Obezite ameliyatı olmaya karar veren bir hastanın karşısına çıkan en önemli soru, hangi ameliyatı olmasının daha iyi olacağıdır. Sonuçta herkes en düşük risklerle, en etkili ameliyatı olmayı ister. Tüp mide ameliyatı ile gastrik bypass ameliyatı arasında karar vermeye çalışırken gözönünde bulundurulması gereken bir sürü detay vardır. Sonuçta, bu yöntemlerin her ikisi de mide kelepçesinden farklı olarak kalıcı, açlığı azaltan ve çok yüksek oranda kilo kaybı sağlayabilen ameliyatlardır. Bu makalede, tüp mide ameliyatıyla gastrik bypass ameliyatını belli kriterler açısından karşılaştıracağız.

1-Kilo Verme Miktarı:

Ameliyattan önce ne kadar kilo vermeyi beklemeniz gerektiğini bilmelisiniz. Bunu bilmek, ameliyat sonrası uzun vadede kilo kaybının seçtiğiniz amleiyat türünden çok yaşam tarzınıza bağlı olduğunu bilmek kadar önemlidir. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları ve egzersizin oturtulması ortalamanın üstünde kilo kaybı sağlayacaktır.

Eğer ameliyattan sonra sağlıklı yaşam tarzını alışkanlık edinmezseniz, tüp mide ya da gastrik bypass olmuş olmanıza bakmaksızın her zaman tekrar kilo alma riskiniz vardır. Son toplamda, gastrik bypass hastaları ilk yılda fazla kilolarının % 60-80’ini verirler. Tüp mide hastalarında bu oran iki yıl için % 50-70 civarındadır.

Ortalamalar: Süper obez, yani BMI 45 ve üzeri hastalar için sıklıkla gastrik bypass önerilir. Bunun sebebi alınması gereken mesafenin biraz daha uzun olması, bypassın hafifçe daha fazla kilo kaybına yol açması ve Dumping etkisi ile hastayı kalorili tüketmekten uzaklaştırmasıdır.

Süper obez hastalarda genellikle yeme bozukluğu da mevcuttur ve gıdayla uzun süreli bir aşk/nefret ilişkileri olmuştur. Dumping sendromu kalorili gıda tüketildiğinde yol açtığı bulantı, çarpıntı, terleme ve genel hastalık hali ile hastayı binging dediğimiz yeme bozukluğundan ve yüksek kalorili gıdalar tüketmekten alıkoyabilir. Bununla birlikte, bir çok cerrah, tüp mide ameliyatının da süper obez hastalarda çok etkili olduğu görüşündedir. Benim de deneyimlerim bunu destekler niteliktedir. Kaldı ki, süper morbid hastada ameliyatı olabildiğince kısa ve basit tutmak riskleri de azaltacaktır.

Tüp mide ameliyatı midenin % 80’inin çıkarılmasını sağlar. Çıkarılan bölge açlık hormonu Ghrelin’in salgılandığı yerdir. Bu sayede hızlı ve etkili şekilde açlık hissi üzerinde kontrol sağlanır. Bu BMI değerine bakılmaksızın tüm hastalar için geçerlidir. Aslında, tüp mide ameliyatı süper obez hastalarda daha büyük bir ameliyatın ilk basamağı olarak geliştirilmiştir. Öncelikle tüp mide yapılır, hasta bir miktar zayıfladıktan sonra barsak anastomozları içeren daha büyük ameliyata geçilirdi. Bununla birlikte, pek çok hastanın ilk basamakta yeterince kilo verdiği ve ikinci bir işleme gerek kalmadığı görüldü. Bu bilgiler ışığında tüp mide, etkili bir ameliyat olarak tek başına kabul gördü ve kısa zamanda gastrik bypassın altın standart kabul edildiği Amerika’da bile en çok uygulanan ameliyat olmayı başardı.

2-Ameliyat Sürelerinin Karşılaştırılması:

Ameliyatlarda anestezi altında kalınan sürenin uzaması riskleri arttırır. Morbid obez toplulukta bu etki daha da fazladır. Yüksek kolesterol, hipertansiyon, KOAH gibi yandaş hastalıklar varsa risk daha da artar. Tüm karar sürecinde en büyük etken olmasa bile, ameliyat süresi de mutlaka kararı etkileyen bir faktör olarak düşünülmelidir.

Obesity Surgery dergisinde yayınlanan bir makalede çok sayıda araştırma değerlendirilmiştir. Gastrik bypass için ortalama ameliyat süresi 2 saat 44 dakika olarak bulunmuştur. Bu süre tüp mide ameliyatı için ortalama 1 saat 40 dakikadır. Bu rakamlar dünyadaki bir çok çalışmadan derlenmiştir. Bizim sürelerimiz bunun çok altında olsa da, ortadaki net bilgi tüp midenin çok daha hızlı bir ameliyat olduğudur.

3-Kilo Verme Hızlarının Karşılaştırılması:

Gastrik bypass ameliyatlarında kilo verme oranı biraz daha yüksektir. Bununla birlikte 3 yıl ve daha sonrasında tüp mide ameliyatı ile kilo kaybı gastrik bypass rakamlarına neredeyse eşitlenmektedir. Ayrıca, başlangıç BMI değeri de kilo verme hızını ve miktarını belirleyen bir faktördür. Yüksek BMI değeri olan hastalar ameliyat türüne bakmaksızın daha fazla ve daha hızlı kilo kaybederler.

Gastrik bypass hastaları kilolarının neredeyse tamamını ilk yılda kaybederler, tüp mide hastalarında ise hedefi bulana kadar ikinci yılda da devam eder. Hızlı kilo kaybetmek egzersiz yapmanızı ve sağlıklı alışkanlıklarınızı oturtmanızı sağlayacak sağlıklı kilolara bir an önce gelmenizi sağlar. Bununla birlikte, 2 yıllık bir süreçte kilo kaybetmek de deri sarkmaları ve çatlakların daha az oluşmasını sağlar. Bazı hastalar bir an önce yağlardan kurtulmak isterken, bir kısmı da nispeten yavaş ve sürekli kaybı tercih ederler.

Her Yöntemin Kendine Has Eşsiz Özellikleri:

Öncelikle, her iki yöntem de son derece güvenli ve artık tüm detayları bilinmekte olan yöntemlerdir. Sadece gastrik bypass ameliyatı biraz daha uzun sürmektedir. Ama bu da karar sürecini tek başına etkileyecek şiddette bir faktör değildir. Peki neden özellikle ABD’de gastrik bypass  altın standart olarak kabul görmektedir?

Öncelikle  gastrik bypass daha uzun süredir yapılan bir ameliyattır. Sonuçları, komplikasyonları üzerine ve etkinliğini kanıtlayan birçok çalışma vardır. ABD’de birçok bariatrik cerrah adayı gastrik band ve gastrik bypass yaparak başlar.

  • Barsakta yeni bir geçiş oluşturarak emilimi azaltan yöntemler kalori alımını azaltma konusunda oldukça etkilidirler.
  • Gastrik bypass daha komplike bir ameliyattır, risk profili hafifçe daha yüksektir, fakat daha fazla kilo kaybı sağlar ve Dumping sendromu yaratır.
  • Şiddetli gastroözofageal reflüsü olan vakalarda gastrik bypass tercih edilebilir. Çünkü tüp mide nispeten reflüyü arttıran bir metoddur.
  • Dumping sendromu gastrik bypassın korkunç yan etkilere neden olan bir komplikasyonu gibi gelse de, aslında değildir. Sadece bu ameliyata has bir avantajdır.

Tüp Mide Ameliyatının Bypass Ameliyatına Üstünlükleri:

Gastrik bypassta çok zor olarak yapılabilse de, temelde her iki ameliyat ta geri dönüşsüz kabul edilebilir. Ancak samimi görüşüm, mide bandının bile geri dönüşsüz bir ameliyat kabul edilmesi gerektiğidir. Hem tüp mide, hem de gastrik bypass benzer kilo kaybı profiline sahiptir. Tüp mide ameliyatının bypassa temel üstünlükleri ameliyat süresinin daha kısa olması, açlık hissinin azalmasındaki kesin etkisi, teknik olarak daha kolay, risk oranlarının daha düşük olması ve ameliyattan sonra vitamin mineral eksikliklerinin çok daha az görülmesidir.

Tüp mide ameliyatında Ghrelin salgılayan fundus bölümünün çıkarılmasıyla açlık hissi öylesine azalır ki, çoğu hasta ilk 6 ayda öğünleri dahi unutabilmektedir. Gastrik bypassta daha küçük bir mide poşu kalır ve Ghrelin seviyesi de düşer. Bununla birlikte bazı çalışmalarda, tüp mideyle karşılaştırıldığında açlıktaki azalmanın daha düşük olduğu ileri sürülmüştür.

Cerrahide ortalama öğrenme eğrisi 100 vakadır. Bariatrik cerrahi gibi ileri laparoskopik beceriler gerektiren ameliyatlarda bu daha da yüksektir. Dolayısıyla cerrahın deneyimi dikkatle değerlendirilmelidir. Ek olarak, bazı cerrahlar bazı yöntemlerde diğerine göre daha deneyimli olabilir. Yöntem seçiminde buna da dikkat edilmelidir. Özellikle revizyon ameliyatları daha güç ve riskli ameliyatlardır, deneyim daha da önem kazanmaktadır.

Gastrik bypass ileri derecede yetenekli, eğitimli ve deneyimli laparoskopik cerrahların yapabileceği kompleks bir ameliyattır. Her genel cerrahın yapabileceği bir ameliyat değildir. Aynı şey aslında birçok cerrah tarafından birkaç kez izlendikten sonra yapılabilecek kadar kolay sanılan tüp mide ameliyatları için de geçerlidir. Ameliyatın risklerini veya başarı oranını etkileyen şeyler zaten teknik detaylarda gizlidir.

Sonuç olarak ameliyat seçiminde deneyimli bir obezite cerrahı sizin tıbbi detaylarınızı, yaşam tarzınızı ve birçok kriteri değerlendirerek size bir yöntem önerecektir. Bütün bunların ışığında siz de korkularınızı, hedeflerinizi ve zayıflıklarınızı samimi bir şekilde paylaşmalı ve size en uygun yöntemi birlikte seçmelisiniz.

  • Erdal Altuncu
    Cevapla

    Murat Hocam selamlar,
    2013 yilinda malatya da By pass ameliyati oldun son zamanlarda gene kilo alımı başladı. Yemek alışkanlığım değişmiş olsada kilo alımı oluyor. Yürüyüşlere başladım tekrar. nasıl bir yol izlemeliyim ki tekrar kilo vermeye başlarım ?
    Saygılarımla.

    Erdal ALTUNCU

    • Op. Dr. Murat Üstün
      Cevapla

      Erdal bey merhaba,
      Her obezite ameliyatından sonra yeterli kilo verememe veya kilo geri alımı riski vardır. Burada birkaç faktör önemlidir. Öncelikle ameliyat sonrası beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzını ne kadar değiştirebildiğiniz. Elbette ameliyatınızın teknik özellikleri, ameliyat sonrası yeme ihlalleri ile genişleme vb olup olmadığı da önemlidir. İlk yapılması gereken yeme alışkanlıklarınızın yeniden gözden geçirilmesi, düzeltilmesi gereken sorunlar varsa onlara müdahale edilmesidir. Sonrasında mide hacminizi ve mide-barsak bileşkesini genişleme yönünden değerlendirmek gerekir. Eğer teknik bir sorun varsa, öncelikle endoksopik yöntemlerle, sonra da gerekirse ikinci bir ameliyatla revizyon sağlanabilir. Bu konuda BURADAN ve BURADAN ulaşabileceğiniz makalelerimizi de okumanızı öneririm. Saygılarımla.

Soru Sorun

Start typing and press Enter to search