• Azalmış mide hacmi çok daha az gıdayla doyma hissini sağlar. Bu miktar, daha önce yenebilen miktarların neredeyse onda biridir.
  • Midenin normal fonksiyonları devam eder. Yani miktarlar azalmak kaydıyla neredeyse tüm gıdaların yenmesi mümkündür. Halk arasındaki “ameliyattan sonra ömür boyu sıvı beslenme” korkusu geçerli değildir.
  • En güçlü silahlardan biri açlık hissini uyaran Ghrelin hormonunu en fazla salgılayan mide kısmının çıkarılmış olmasıdır. Yani ameliyat sadece yenebilen gıda miktarını kısıtlamakla kalmaz, aynı zamanda yeme isteğini de azaltır.
  • Mide çıkışındaki, gıdanın ince barsağa geçişini kontrol eden pylor adı verilen kapak mekanizmasını bozmadığı için Dumping sendromu görülmez. Bu sendrom, gastrik bypass türü ameliyatlardan sonra, özellikle karbonhidrat alımına bağlı oluşan, çarpıntı, terleme, tansiyon düşmesi ile karakterize nahoş bir tablodur.
  • Barsaklarla ilgili bir işlem içermediğinden, anastomoza bağlı kanama, kaçak, tıkanıklık, marjinal ülser gibi riskler yoktur.
  • Süper morbid obez hastalarda dahi laparoskopik olarak uygulanabilir. Hatta bu grup hastalarda iki basamaklı bir planın ilk basamağı olarak tercih edilmelidir.
  • Mide-barsak bileşimi yani anastomoz içeren gastrik bypass ameliyatlarından daha basit bir prosedürdür
  • Süper morbid obezler için güvenli bir ilk basamak ameliyattır
  • Özellikle solunum problemleri olan hastalar için, daha kısa süren bir ameliyattır. Ortalama tüp mide ameliyat sürelerimiz 30-45 dk arasındadır.
  • Bypass ameliyatlarına göre genelde daha az hastane yatışı gerektirir
  • Band ameliyatlarında olduğu gibi vücuda yerleştirilen bir yabancı cisim yoktur
  • Emilime müdahale olmadığından vitamin ve mineral eksiklikleri daha az oluşur.

Soru Sorun

Start typing and press Enter to search